9 Şubat 2010 Salı

A sad old woman

Oğlu şizofren, kendisinin annesi olduğuna inanmıyor. 'Annemin ikizisin onun yerine geçtin' diye tutturmuş. 20 senedir bu böyle. Oğlu 40 yaşına gelmiş neredeyse, ve Pink Floyd şarkılarını aslında kendisinin yazdığına ve Hacettepe'nin sahibi olduğuna inanmakta. Aslında gencecik bir delikanlıyken ve universiteye büyük bir başarıyla devam ederken gayet hoş bir İstanbul beyefendisi olacağını düşünürmüş annesi. Ama ne olduysa olmuş, belki dünyanın en kötü piyangosu olan şizofreni oğluna vurmuş. O gün bugündür 'sen benim annem değilsin' der dururmuş. Bir anne için en büyük acı çocuğunun ölmeden mezara girmesiymiş, bir başkası olması, annesini bir başkası sanmasıymış. Bir başkası olduğu için onu düşman bilip yerden yere çalmasıymış, tekme-tokat dövmesi, öldürmekle tehdit etmesiymiş en beter acı.
Zaten gençliğinde çok dayak yemiş, içip içip dövermiş kocası. O zamanlar çok beddua etmişmiş, şimdi kocası felç geçirmiş, bedduası tutmuş ama olan yine ona olmuş, o dayakçı adamın altını o temizliyormuş şimdi, üstelik de oğlunun dayaklarına mani olamıyormuş bir başına.

Ya kendini öldürecekmiş ya oğlunu, dayanamıyormuş artık. Daha önce de denemiş canına kıymayı ama başaramamış işte, bir şekilde kurtulmuş her seferinde. Nasıl dayansınmış bu dayağa, hakarete, eziyete. Hastaneye de yatamazmış, eski dayakçı yeni felçli kocaya kim bakarmış o zaman. Bir oğlu daha varmış ama gelini istemezmiş onlarla görüşmesini.

Dermansız bir derdi varmış kadının ve yazılan iki kalem ilacın bu derdin şifası olmadığını bilse de elinden bir şey gelmeyerek onu bir reçeteyle evine gönderen çaresiz bir doktoru.

6 yorum:

şenay izne ayrıldı dedi ki...

gerçek acı bu.

Femme Noir dedi ki...

buradan bile hissediliyor değil mi?
o acıyla aynı odanın havasını teneffüs ettiğinizde ise hepsi içinize işliyor. gariptir bunu söyleyince aklıma universitedeki otopsi anılarım geldi, ceset kokusunun burnunuzdan günlerce gitmemesi gibi bir şey bu acının insanın içine işlemesi, söküp atmak pek zor.

yok ki dedi ki...

nasil dayanabiliyorsun dinlerken? ben okurken gozlerim doluyor :(

mutlulukmutfaktagizlidir dedi ki...
Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.
mutlulukmutfaktagizlidir dedi ki...

Bizler okuyunca içimize işledi! Bunu dinlemek, derde ilaç olmaya çalışmak ta çok çok zor! Böyle bir öyküyü yaşamak ta! Çok çok acıklı bir durum! Okurken içimiz acıyor bir yandan da neler varmış, iyi ki bizler bu tür öyküleri yaşamıyoruz diye halimize şükrediyoruz! Çünkü bir tek kendi öykülerimiz, yaşantılarımzda işin içinden çıkılamadığı gibi bir yanılgıya düşüyoruz!
Ve aslında anlıyoruz ki, iyileşme şansı olmayan hastalıklar ve ölüm dışında hiçbir şey olanaksız değil, hiçbir olay işin içinden çıkılmaz değilmiş!
Hamiş, ümitsiz değilmiş durumumuz aslında, çok şükür!

via dedi ki...

And a sad man

Çok uzak bir ilden ziyarete gelmiş,doktora saygısızlık olur diye ayakta anlatıyor derdini, oğluna aynı piyango vurmuş, hem de dirençlisinden. Köydekilere de o bakıyormuş bu akşam dönmeliymiş.
Şapkası elinde gözleri dolu bir halde çıkıyor odadan "Artık siz hocalarıma emanet"....