2 Nisan 2010 Cuma

Kevin Hakkında Konuşmalıyız

Çocuğunu sevmeyen anne mevhumu korkutucu bir şey. Bugün sabah anne-çocuk ilişkisi üzerine arkadaşlarla konuşurken çocuk psikiyatrisinde çalıştığım dönemde çocuğunu getiren bir anne geldi aklıma.
Kadın çocuğunu sevmiyordu, zaten istemeden ve genç yaşta hamile kalmıştı, anneliğe hazır olmadığı bir zamanda. Çocuk doğunca alışırsın demişler annesi, kayınvalidesi ve diğer aile büyükleri. Çocuk doğmuş, kucağına vermişler. Hiç bir şey hissetmemiş oğluna bakınca. Sonrasında da bu böyle devam etmiş. Zaten çocuğa bakışında, ona karşı tavrında, konuşmasında hissediliyordu o hissizlik. İlk defa çocuk reddi görmüştüm. Uzaylı görmüş gibi olmuştum. Hani derler ya annelik başkadır, her kadın çocuk ister, her kadın anneliği sever, zor da olsa katlanır. Garip şekilde kafamıza kazınmış olan, belki de inanmak istediğimiz bu durum aslında gerçek değildi. Ben o annenin çocuğuna baktığındaki o hissizliği, donukluğu, boşluğu gördüğümde fark etmiştim bunu. İçim acımıştı, kendimil çocuğun yerine koymuş ve anne tarafından sevilmemenin acısını taa kemiklerimde hissetmiş, üzülmüştüm. Bir süre sonra gazetenin birinde kitaplarla ilgili bir yazı gördüm. Kevin Hakkında Konuşmalıyız diye bir kitap. Bir katilin annesinin, oğlunun çocukluğuna dair yazdıkları. Kitabı henüz okuyamadım ama anladığım kadarıyla, 'zaten kötü bir çocuktu ve onu sevememiştim, sonra da katil oldu' diyen bir kitap. Sonra düşündüm, hiç sevilmemiş bir çocuk, sevmeyi ve iyi bir şeyler vermeyi başarabilir mi? Sonra o çocuk geldi aklıma, bir kez daha üzüldüm..


Kendime not: Hikaye üzücü ama kitap iyi sanırım. Okuna.

2 yorum:

Adsız dedi ki...

hiç sevilmemiş bir çocuk iyi birşeyler vermeyi başarabilir ama sadece çocuğuna karşı sanırım. Sırf ona yaşatılanları canından bir parça olan çocuğu yaşamasın diye 2-3 kat fazla sever onu. Karşılıksız sevmeyi de çocuğuyla birlikte öğrenir aslında. Hatta şimdiye hiç kimseyi gerçekten sevmediğini, kendini kandırdığını da aci bir şekilde farkeder. Bence çocuğunu sevmeyen anneler aileleri tarafından sevilmemiş kızlardan çıkmaz. Başka bir problem vardır kendiyle ilgili, mesela kendini sevmiyordur ya da başka bir şey. Yazılarınız çok güzel bu arada, bundan sonra takipçinizim

öz

mutlulukmutfaktagizlidir dedi ki...

Yazınızı okuyunca önceki yıllarda seyrettiğim "Büyük Ceza" filmi geldi aklıma!
Çok dramatik bir filmdi. İstemeden kardeşinin ölümüne yolaçan bir çocuğun ailesi özellikle de annesi tarafından suçlanması, yargılanması.
Sonuç genç adamın yıllar boyunca psikiyatri kliniğinde terapi görmesi!
Uzun yıllar boyunca! Suçlanma ve suçluluk! Ne kadar büyük bir ceza!
Bu da sevmememenin, yargılamanın bir sonucu değil mi?
Bir yazı okumuştum "yargılarsanız sevmeye zaman bulamazsınız".