28 Eylül 2010 Salı

Devamke

Baktım epeydir yazmıyorum, neden yazmıyorum dedim kendime. Sonra genelleyip uzun süre blog yazmamanın ne gibi nedenleri olabileceğine kafa yordum.
Heralde bunların en önemlisi hayatında önemli ya da yazılmayı hak eden bir şey olmamasıdır. Tabi nedenlerin en acıklısı da bu. Gerçi hayatın sıradan olması üzerine konuşulmaması, yazılmaması ya da düşünülmemesini gerektirmez. Senelerce hastası olduğumuz seinfeld'de konu neydi allahaşkına? Ama tabi insanların geneli jerry seinfeld olmadığına göre, bu genel sıradan şeyleri yazılabilir şeyler haline getirmekte zorlanacaktır. Misal ben.
Sonra düşündüm, burda yazılacak çok şey var. Bambaşka bir ülke gibi burası. Dili farklı, yemesi içmesi, giyinmesi, hali tavrı farklı bir yer. Ama herhalde ben hala burda olduğumu inkar ediyorum ki üzerine yazacak bir şey bulamıyorum. Neyse bahsi geçmişken söyleyeyim 4 ayda kürtçe'yi anlar oldum. Henüz konuşamıyorum, konuşacak kadar öğrenebilir miyim onu da bilmiyorum ama anlıyorum.
Diğer bir yazmama nedeni fizik koşullar olabilir. Mesela internetiniz yoktur ya da bilgisayarınız bozulmuştur. Ama gerçek bir blogger gerçek bir internetsever de olacağı için bu güçlükleri aşması en fazla 15-20 gün sürer, daha fazla değil.
Nedenlerden biri yaşamdaki değişiklikler olabilir. Mesela blogger'ımız kendine bir sevgili edinir, sevgili birazcık kıskançtır, her internete girdiğinde bloggerımıza dünyayı zindan eder, iki cümleyi üst üste yazdığında biriyle hararetli bir aşk konuşması olabileceğini düşünerek kavga çıkarır. Veyahut bloggerımız evlenmiş, karısı/kocası böyle şeylere izin vermez olmuştur, çünkü bazı insanlar nikah cüzdanını bir çeşit tapu olarak algılamaktadır. Tabi sadece partner sorunları engel olmaz yazmaya. Çoluk çocuk sahibi olmak da bu nedenlerden biridir, tabi kadınlar için. Çünkü her ne hikmetse çocuk asıl kadınındır, erkekse ne kadar fedakar cefakar ve vefakar bir baba olsa da ancak sidekick olarak ebeveynlik yapar, asıl mülkiyet ve sorumluluk anneye aittir. Çocuğu mülk olarak görmek de saçma bir düşünme şekli ama ona hiç girmeyeyim yaza yaza bitirememem.
Blog yazmamanın psikojenik nedenleri de vardır. kişi depresyona girmiş hayattan elini eteğini çekmiş olabilir. Bu ilk maddenin tetikleyebileceği bir sonuç, aynı zamanda depresyon da ilk maddeyi tetikler. Kendi kuyruğunu yutan yılan ya da erke dönergeci veya öyle bir şey..
Enteresan bir neden de daha çok kitap okumak olabilir, tabi belli mizaçtaki insanlar için. Bazıları içinse daha çok okumak daha çok blog yazmaya sebebiyet verebilir. Birtakım insanlar kitap okudukça yazdıklarından hicap duyar ve daha az yazarlar. Benim gibi..Tek neden olmasa da bir etkendir blog bloğumda. Diğerleri okudukça daha akıllı hissedip daha çok yazarlar - ki bunu ayıplıyor değilim, çünkü gerçekten okudukça akıllanıyor insan, aklına akıl katıyor.
Velhasılkelam son dönemde kitaplarla aklıma akıl katmaya çalışıyor, bir yandan da kendime acıyorum ama depresyonda değilim ve normal bir kocam var. Yine de şimdi yazdıkça yazmayı özlediğimi fark ettim, daha çok yazayım dedim.

2 yorum:

şenay izne ayrıldı dedi ki...

heyy, blog yazmama nedenleri blog yazma nedenleri de olabilir aslında, hoohooo

via dedi ki...

Ben de aylardan sonra bugün yazdım.
Sen de dün yazmışsın şimdiii mantık yürütürsek: "p=q /r+q(p)/rs=0" vs.
ve kanıta dayalı düşünürsek acabaaa blog yazamamak herkesin aynı anda kurtulduğu bir epidemi olmasın?
:))