Küçük bir çocukken - evet büyük bir çocuk değil epey küçükken kendimdeki herşeyin başkalarında olduğunu sanıyordum. O zamanki bakışımla haksız sayılmazdım, hepimiz ağaçları görüyor, çiçekleri kokluyor, müziği dinliyor ve şekilleri tadıyorduk. Yok onu sadece ben yapıyordum ama o zaman herkes yapıyor sanıyordum. Sonra başkalarının yaptıklarını bazen benim yapamadığımı fark ettim. Ona çok şaşırmadım da, insanların müziğin rengini görememesine şaşırdıydım işte. Bazı yorumlarımın boş bakışlarla karşılanması ilk uyarı sinyaliydi, sonra daha temkinli yaklaşıp bi gariplik var bu işte demeye başladım. Büyüdükçe seslerin rengi, şekillerin tadı gibi kavramların bana ve belki de tanımadığım birtakım başkalarına ait bir algı olduğunu anladım. Çok da güzel bir şeydi, keşke herkeste olsaydı. O zaman üçgenin muzlu puding gibi bir tadı olduğunu konuşacak birilerim olabilirdi hem. Baktım o iş yaş, kendi kendime takılmaya başladım. Her cumartesi saat 11 gibi senfoniye gider oldum, hiç bir zaman klasik müzik hastası olmadım ama klasik müziğin renklerinin hastasıydım işte. Geçenlerde Thom Yorke dinlerken onun da sinestezik olduğuna kanaat getirdim, çünkü ben yetenekli olsaydım sinestezi bana böyle bir şeyler yaptırırdı dedim - yine kendi kendime. Keşke yetenekli olaydım ama allahtan Thom Yorke var da başkalarının sinestezisinden ve yeteneğinden nasipleniyorum. Buna da şükür.
5 yorum:
Bir de uzun çoraplı kız Pippi vvardı bir zamanlar. Hayatı dolu dolu yaşayan.Yazıyı okuyunca aklıma geldi.
Sevgiler!
Mutluluğun tadı da hamura ve pastaya benzermiş. 4-5 yaş grubundaki öğrencilerimin fikri bu! ;))
blogun tiryakisi oldum her gün bir iki bakınıyorum okumadığım kalmadı sanıyorum,
üstelik ruh sağlığımında blogdan nemalandığını düşünüyorum.
biraz bedavaya sirke değil de bal alır gibi
nasıl olsa yağma hasanın dükkan kapıları açık biz de dalıyoruz
şimdiyne baktım yeni bir iki satır var sonra devamke yok
sigarayı çoktan biraktım.hıç sıkıntı çekmedim ama bu blogu sallayamam isterim okuyup içime çekmek
bu kadar uzun ara olmasın doktor gönder alıcılar çokça.. edi beşe
yeni bir şey yazıp gönderdikten hemen sonra gördüm yorumunuzu, isabet olmuş
bizim d sinema tarihi dersinin tadı yoğurt gibi, hem de çilekli.
Yorum Gönder