Muş'ta yapacak pek bir şey olmadığından kendimi film izlemeye ve kitap okumaya verdim. Bir kaç ay önce yaşadığım kitap okuma çılgınlığı az da olsa yatıştı, en azından haftada 5 kitap okuma döneminden çıktım. Kitap okumak belli bir zaman istediğinden ve okuma tempomu düşürdüğümden haftada 1 kitap okur hale geldim. Okumayla ilgili sevindirici bir gelişme oldu: internet sahafları. Aslında ben keşfetmiş değilim. Stanislav Lem'in Gelecekbilim Kongresi kitabını okuyup çok sevmiştim zamanında. Geçenlere Emre'nin de okumasını isteyip kütüphaneye daldım. Kitabın bende olduğuna çok emindim ama bulamadım. Ödünç verilmiş ya da yürütülmüş olabilirdi, alanın canı sağolsun. Eşyalarımı insanlara vermeyi severim aslında ama bunlara kitap dahil değil. Kitap eşya gibi değil de yaşamımın bir parçası gibi algılanan bir nesne olduğundan her birinin yeri ayrıdır. Bu yüzden taşınmalarım her zaman zor geçmiştir, kitaplardan vazgeçemediğimden seneler içinde biriktirici obsesif kompulsifler gibi kitap dağlarım olacağına eminim. Neyse efenim yine saptım konudan, Gelecekbilim Kongresi diyordum. Burada kitapçı olmadığından idefix yardımıma koşuyor genelde ama bu sefer değil. Kitabı orda bulamadığımdan yayınevine mail atıp nasıl bulurum sizde var mıdır gibi bir şeyler sordum. Yayınevinden tatlı bir insan bana online sahaflardan bir kaçının web adresini verdi. Şahane bir şey, kullanılmış ya da yeni bir sürü kitap. Bir süredir aradığım Martin Heidegger'le Aşk ve Suç Yaşamım, Spinoza Felsefesi Öğrenen Hırsız, Polisiye Romanlar Okuyan Hırsız gibi kitapları ve bittabi Gelecekbilim Kongresi'ni alabildim sonunda. Bu arada hırsız serisinin yazarı Lawrence Block, edebiyat şaheseri olmadığını kabul etmeliyim ama eğlenceli ve olay okunan polisiyeler yazıyor, dedektif serisinden ziyade Bernie Rhodenbarr adındaki tatlı hırsızın maceralarının olduğu seriyi öneririm. Ha bir de Kadriyem'in İstanbul'a döndükten sonra bana hediye aldığı güzel ayakkabılarla birlikte gönderdiği bir kitap: Değil Efendi'nin Renk ve Korku Meselleri. İsmail Güzelsoy diye daha önce tanımadığım ama kitabı okuduktan sonra çok sevdiğim bir yazarı var. Kahramanın ismi Değil Efendi olunca kitabı nasıl merak etmez ki insan, değil mi ama?Film hadisesine gelince çok yazdığımı fark ettim ve o macerayı başka zaman yazmaya kararverdim



4 yorum:
Bu kadar güzel resimleri bulmak ta ayrı bir beceri ister!
Sevgiler!
sizi okuyorken tv de de bir bayan senaristle N .Akman roportaj yapıyordu
oradaki toplu senarist bayan ölünce yakılıp küllerinin denize atılmasını
istemiş yakınlarından.
merakta mnke oldum ; insan: bu
protestanlardaki gibi bir inanç gereği sayılabilir mı yanı protestan mı oluruz sizce bu yakılma ,kül atma
yaparak o kişi protestan mıdır?
hayata ya da ölüme dair herşey bir inancın gereği değil midir zaten?
fotografa gelince nazif topçuoğlu'nun early readers serisinden.
Mutlu yıllar!
Yorum Gönder