Uzuun zamandır boşladım blogu, abonesi olduklarımı da okumuyorum. Bu hamilelik mevzusu kafamı çok meşgul ettiğinden ve burayı anne-bebek bloguna çevirmek istemediğimden yazmıyorum galiba. Evet buraya hayattan ya da fanteziden bir şeyler yazmak gerekir ve bakıyorum daha önce yazdıklarıma, daha naif daha genç bir ben görüyorum, şimdiyse büyüdüğümü hissediyorum, daha çok ve ciddi bir sorumluluğun altına girmek üzere olduğumu. Büyüsem de büyümemiş hallerimi olduğu gibi görmek istediğimden burayı böylece bırakıyorum sanırım, bir şey yazmıyor oluşum bundan. Hamilelik, annelik kötü bir şey olduğundan değil yanlış anlaşılmasın, elbette yeni ve devasa bir şeyin getirdiği endişelerle baş etmek zorunda kalıyorsunuz ama yine de hayatımın en güzel şeyi şu yaşadıklarım, kendimi çok sağlıklı ve neşeli hissediyorum. Oğlum - evet bir oğlum olacak - karnımda hareket ettikçe, taklalar atıp kollarını salladıkça dünyalar benim oluyor, orada olduğunu bilmek çok güzel, benimle kurduğu bir çeşit haberleşme bu, birbirimizi görene kadar, ve tabii bilimsel olarak gelişen nöronları ve kas hücreleri dünyaya merhaba diyor. Ben onunla pek konuşmuyorum aslında, belki de konuşmalıyım bilemiyorum, gerçi zaten her konuştuğumu duyuyor, sesime aşina olmalı, yediğim yemeklerin tadını da alabiliyor bu haftalardan itibaren yani annesinin sarımsak, soğan ve zeytinyağlı sevdiğini biliyor olmalı. 2 haftalık tatilimin sonlarında düşüp bileğimi burktum, blogu okuyanlar her sene bir yerimi sakatladığımı zaten biliyordur ama bu seneki çok zor geldi. Ne ilaç alabiliyorsunuz ne film çektirebiliyorsunuz, üstelik bir ameliyat falan söz konusu olursa bebeğe bir şey olabileceği gibi endişeler üzerinize çöküyor. Günlerdir beni tepen oğlan ağrılı geçen 3 günümde neredeyse hiç hareket etmedi, gece yattığımda hissettiğim bir iki el kol sallama dışında orada pustu kaldı, o yüzden benim hissettiklerimi hissettiğini de biliyorum.
İşte böyle efendim, kafamda ve karnımda bir erkek bebekle geçiriyorum günlerimi. Arada eserse yazarım yine ama büyük ihtimalle uzun süre pek bir şey yazmayacağım, tabii hamilelik duygusal gel-gitlerle dolu olduğundan yarın deliler gibi yazmaya başlama ihtimalim de yok değil. Anne-bebek blogu yazasım yok, pek okuyasım da olmuyor zaten ama doğum için gerekli eşyaların falan listelendiği bloglara arada bakıyorum, çünkü açıkcası bu işlerden hiç anlamam. Ama düşünüyorum da kim anlıyor, bu işin profesyoneli olur mu, ilk bebeğini doğuran herkes benim kadar naif ve bilgisizdir büyük olasılıkla ve herkes de çocuğunu besleyip büyütebildiğine göre ben de yapabilirim gibi geliyor. Şimdilik bu kadar, okuyan herkese sevgiler..
Not: İsim öneriniz falan olursa yazın, isim bulmak hakikaten zor iş.
Herkese hitap eksiltir
1 saat önce



6 yorum:
Allah bağışlasın! Ana-baba ve oğul nice mutlu yıllara!
Barış, Egemen, Ataman, Alp,... önerebileceğimiz isimler.
Sevgiler!
İstanbul'a dönüş ne zaman?
Nasılsınız, durumunuz hakkında bilgi verseniz biz sadık okuyucularınıza!
Çünkü meraktayız!
Sevgiler!
Bebiş doğmadan yazmak yok mu?
Mecburi bitti mi?
Yorum Gönder