
Ben erken ölümleri kabullenemiyorum kardeşim. Yok, beceremiyorum senelerdir..Hep iyiler erken öldüğünden midir yoksa genç ölmekten deli gibi korktuğum için mi bilmiyorum..Belki her ikisi birden. Celal Abi'nin erken ama çok erken olan ölümünün beni gözyaşlarına boğduğu an'dan önceki an aklımda Celal Abi yoktu, hatta belki bir yıl olmuştur Celal Abi'nin hiç aklıma gelmediği..Ama aklıma geldiği zamanlarda hep mutlulukla anımsadığım bir insan olmuştur, mavi gözlerinin hep çakmak çakmak hayatla dolu oluşuydu sanırım o mutluluğu hatırama katan. O kadar hayatla dolu gözler nasıl yitirir yaşamı bir anda hayret ediyorum. Sanki mıymıntı, kaknem, kötümser, huysuz, yaşamdan elini eteğini çekmiş insanlar daha kolay ölürmüş gibi geliyor herhalde bana, ne saçma..Oysa iyiler erken ölüyor yahut iyilerin erken ölüşü daha çok yürek burktuğundan daha çok yer ediyor içimizde. Meslek yaşamını ezilenin, görülmemeye çalışılan, üstü kapatılan, işkence gören'in yanında geçirmiş, en kötü durumdakini iyi etmeye çalışarak bir ömür geçirmiş bir adam. Parlak mavi gözleri, elinden düşürmediği sigarası, kocaman cüssesi gibi kocaman kahkahası, öyle tatlı bir adam..O muhteşem kalbi sonu olmuş dediler, o kadar yük taşıyan yüreğin erken yorulması beklenen bir şey zaten..Güle güle git Celal Abi, bu dünyaya çoğumuzun 80 yıllık ömründe katamadığı kadar çok şeyi genç yaşında kattın gittin. Bizi mahsun bıraktın yalnız, bilesin..



1 yorum:
Başınız sağolsun! Evet, iyilerin çabuk gittiğine ben de inanıyorum! Maalesef!
Yorum Gönder