Buraya gelene kadar çektiklerimi saymıyorum bile, elalem üniversite şenliklerine gider sen çocuk servisinde nöbet tutarsın, bebeklerin öldüğünü görürsün, oysa yaşın daha 22-23, bu kadar ölüm görmek için çok gençsin yani.. Deli gibi zor sınavlar, sözlüler, kadavralar, patolojiler biter okul. Ne oldun, muhterem halkımızın adamdan saymadığı pratisyen..Hadi dersin uzman olayım, TUS denilen bir sınava girersin. Tababetle ilgili tüm bilgileri sınayan tek sınav. Ve bilirsin ki üst sınıflardan 6-7 kere girenler olur bu sınava, zordur kazanmak. Hadi diyelim kazandın uzman oldun. Asistanlık diye bir şey yaşarsın ki ücreti çalışmasına göre öyle azdır ki kölelik demeye ramak kalır..Nöbet üstüne nöbet, ertesinde izin mizin yok, hoca azarlar, uzman azarlar, hastalar deneyimsizsin diye beğenmez..E peki nasıl öğrenecek o asistan bir işi yapmadan demez kimse, sanki uzman doktor gökten zembille iniyor..Hadi verdin sınavları falan uzman oldun diyelim. Devlet diplomana el koyar, der ki 'benim istediğim yere benim istediğim süre gitmezsen hekimlik diplomanı alamazsın'. Ya ben belki özelde çalışacağım dersin, yok der, hiç bir yerde çalışamazsın..Ailenden sevdiklerinden, bazen çocuğundan, kocandan/karından binlerce kilometre uzağa gitmek zorunda kalırsın - ki zaten hak etmiş olduğun diplomayı zapt eden devletin elinden alabilesin..
Tamam bunları bilerek meslek seçiyorsunuz (hepsini bilemiyorsunuz tabi baştan ama olsun), ama bu kadar emek verip sonra hastaların böyle nefretini görmek insanı çok üzüyor..Mesela kızı intihar girişiminde bulunan babaya, kızını yatırmak zorunda olduğunuzu söyleyince ne demek efendim sen çocuğumu alıkoyamazsın der, imza atıp çıkarır. Sonra kızı kendini asar, gelip hesap sorar sana neden bıraktın diye..Yani ne yapsanız yaranamazsınız. Bugün nurturia'da kızı kazayla naftalin yutan bir annenin yazdıklarını okudum. Evet çok üzüldüm kızın ve annenin haline, hepimizin başına gelebilecek talihsiz bir olay, neyse ki kötü bitmemiş hikaye..Annenin çocuğunu çıkarmasına izin vermemiş doktor, polise de haber verilmiş. Efendim niye verilmiş, neden 24 saat çocuk orda tutulmuş..E kardeşim sen kaza yaşadın, ya bilerek çocuğunu zehirleyen, işkence eden anneler? O doktor bütün olasılıkları düşünmek zorunda, evine gönderek bir çocuğun ölüm fermanını imzalamış olabilir çünkü..Sonuçta herkesin başına gelebilecek bir olay da olsa illa kabahat aranacaksa maalesef annenin, ama nasıl oluyorsa orada 36 saat hasta bakan yorgunluktan canı çıkan ve o çocuğu eve gönderse iş yükü azalacak olan ama buna rağmen çocuğu orada müşahadede tutmaya çalışan doktor kötü oluyor..
Ben de dahil kimsenin hastaneye düşmesini istemem, çünkü hasta olmak zor bir şey ama bu zorluğun acısını zaten yorgun argın mutsuz olan doktorlardan çıkarmayın. Hastaların iyileşmesi, mutlu olması, bir teşekkürü gibi azıcık motivasyonumuz var onu da almayın elimizden..



5 yorum:
Allah, sizlere kolaylık, sabır versin! Başımızdan da eksik etmesin!
peki "bıçak parası" istemek. o paraya muhtaç olmak kötü, ama bunu da "biz bu işi hayrına yapmıyoruz" demek daha da kötü (annemin rahmini alan doktor, diğerine böyle demişti).
Kızımın hangi mesleği seçeceği konusunda en ufak bir yönlendirmem olmayack, eminim. Ama bir tek "doktor olmak istiyorum" derse, çok üzülürüm. Bundan da eminim...
çokbilmiş: üzülmekle kalma nolur vazgeçir çocuğu, yakmasın kendini.
Bir meslektaşınızı kaybettiniz! Başınız sağolsun!Hekime şiddete hayır!
Yorum Gönder